Özet
Bu çalışma, “hale” kavramını öznelik kurulumunun temsili bir formu olarak ele almakta ve bu formun, yapısal bir dışlama mekanizmasıyla kurulan bir “hudut” işlevi taşıdığını ileri sürmektedir. Öznelik, sınır çizme ve dışlama üzerinden inşa edilir; bu süreçte bedensel, maddi ve akışkan olan dışarıda bırakılır. Kadın figürü, bu dışlamanın yapısal sınırında konumlandırılarak hem kurucu hem de tehditkâr bir eşik varlığına dönüştürülür. Nitel bir yöntemle yürütülen çalışmada, kavramsal modelleme ile seçili tarihsel ve çağdaş sanat örnekleri üzerinden görsel çözümleme yapılmıştır. Bulgular, kadın figürünün temsilinde iki temel içeri alınma stratejisinin işlediğini göstermektedir: İlkinde kadın, nesne konumuna sabitlenerek simgesel düzen içinde etkisizleştirilir; ikincisinde ise vecd ve kendinden geçme temsilleri aracılığıyla sınırı aşar gibi görünerek kutsal alana dahil edilir. Ancak her iki durumda da figür, öznelik kurulumunun dışlayıcı sınırını görünür kılan bir hale içinde yer alır. Sonuç olarak çalışma, halenin uzlaşımcı bir kutsama değil, öznelik kurulumunun estetikleştirilmiş hududu olduğunu; kadının ise bu hududun taşıyıcısı olarak eşikte tutulduğunu ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler: Öznelik Kurulumu, Dışlama, Hale, Kadın Özneliği, Abject
Abstract
This study approaches the concept of the “halo” not as a reconciliatory sign of sanctification, but as a representational form of subject formation. It argues that the halo operates as an aestheticized boundary—constituted through exclusion—and thus carries the structural function of a limit. Subjectivity is produced through processes of demarcation that expel the material, bodily, and fluid to the outside. The female figure is positioned at this constitutive threshold: neither fully inside nor outside, but sustaining the boundary through her placement within it. Employing a qualitative methodology, the research combines conceptual modeling with visual analysis of selected historical and contemporary artworks. The findings reveal two primary strategies through which the female figure is granted conditional access to the symbolic order. In the first, she is stabilized as an object, neutralized through objectification. In the second, she appears to transcend the boundary through ecstasy or self-abandonment, entering the sacred space in a state of dispossession. Yet in both cases, her inclusion depends on the suspension of autonomous subjectivity. The study concludes that the halo functions as the aestheticized limit of subject formation rather than a benign mark of sanctity. The female figure emerges as the bearer and visible sign of this boundary, occupying the structural edge through which exclusion becomes representable.
Keywords: Subject Formation, Exclusion, Halo, Female Subjectivity, Abjection
Araştırma ve Yayın Beyanları
- Etik Kurul / Etik Beyanı
- Gerekli değildir.
- Yazar Katkı Beyanı
- Yazar katkı beyanı yayımlanan PDF'de belirtilmemiştir.
- Çıkar Çatışması
- Yok.
- Finansman / Destek
- Finansman / destek bilgisi yayımlanan PDF'de belirtilmemiştir.
- Veri Kullanılabilirliği
- Veri kullanılabilirliği bilgisi yayımlanan PDF'de belirtilmemiştir.
- Yapay Zekâ Kullanım Beyanı
- Yapay zekâ kullanım beyanı yayımlanan PDF'de belirtilmemiştir.
Kaynakça
Butler, J. (2008). Cinsiyet belası. Metis Yayınları.
Butler, J. (2014). Bela bedenler. Pinhan Yayıncılık.
Douglas, M. (2017). Saflık ve tehlike. Metis Yayınları.
Eliade, M. (2017). Kutsal ve kutsal dışı. Alfa Yayınları.
Haskins, S. (1995). Mary Magdalen: Myth and metaphor. Riverhead Books.
Irigaray, L. (2024). Bir olmayan: O cinsiyet. Otonom Yayıncılık.
Kristeva, J. (2004). Korkunun güçleri. Ayrıntı Yayınları.
Lacan, J. (1994). Fallusun anlamı. AFA Yayınları.
Schmitt, C. (2025). Yeryüzünün nomosu. Ketebe Yayınları.
